Gerçek Efsane; NOKIA 3310 …

Uzun zaman sonra bir efsaneler bölümüyle daha karşınızdayız. Bu sefer makalemize konuk olan efsane telefon ise milenyum başlangıcının habercisi nam-ı değer takoz; NOKIA 3310..

Öyle düşünüyoruz ki mobil dünyada bugüne kadar hiçbir telefon 3310 kadar efsaneleşmemiştir… Adı herkes tarafından bilinen, markasının sektöründe lider olmasını sağlayan, kendisi kadar yan sanayisini de geliştiren bir telefon daha gelmedi tekrardan. Gsm sektöründe uzun zamandır çalışan kime sorarsanız bugüne kadar kendilerine en çok kazandıran telefonun 3310 olduğunu muhakkak söylerler. Kendisiyle kalmayıp kapağı, şarjı, bataryası, tamiri, vb. bir çok unsuruyla tek başına tam bir sektördü zamanında. Bu saltanatın o kadar uzun yıllar sürdü ki 3310’dan sonra hiçbir cep telefonu tahtta o kadar süre kalamadı!

Muhakkak ki cep telefonunu ilk tecrübe edenlerin çoğu 3310’la başlamıştır. Bir çoğuda uzun süre ilk telefonunu kullanmaya devam etmiştir. Genellikle yaşları ilerlemiş kullanıcılar olmasına rağmen, hala ilk telefonunu kullanan bir çok kişiye rastladığımızı düşünürsek efsane gerçekten hiç silinmeyecek, derin bir iz bırakıyor bu alanda…

Günümüz teknolojisini düşünürsek bu yarışların temel sebebi de yine 3310’dur. Zira ürün saltanatını sürdürürken, yazılım ve donanım geliştiriciler o kadar çok antreman yaptılar ki günümüz teknolojilerine kafa yormaları zor olmadı. Resimli mesajlarından, ekran ana yüzü logolarına kadar bir çok yan ürünü olaydı döneminde. Ama muhtemelen hiç birisi değiş-tokuş kapakları kadar etki yapmamıştır. Telefonunuzu şekilden şekile sokabilen, herşeye benzetebilen bu kapakları hemen her gsm bayisinde bulmanız mümkündü. Dönemin tüm fenomen akımlarını bu kapaklar üzerinde görebiliyordunuz. Tıpkı günümüzdeki kılıf akımları gibi…nokia 3310 3Sadece değiş-tokuş kapakları değil tabi… Monofonik zil sesleri de 2000’lerin başında efsanemizle birlikte altın çağını yaşadı. Zerda, Gül Pembe gibi bir çok melodi çoğumuzun telefonuna zil sesi olarak gelmiştir. Yine telefon görselliğini iyileştirme adına arkasına veya önüne yapıştırılabilen, çağrı geldiğinde yanıp sönen uyarı süsleri, kenar süsleri vs. bir dolu aksesuar seçeneği… Bunların yanında hızlı şarj eden şarj cihazları, çelik batarya efsaneleri de yine 3310 sebebiyledir…

Bir markanın bir modelini düşününki herkes tarafından adı bilinsin… Bu sektöre en uzak insan bile hiç bir şey bilmiyorsa 3310’u kesin biliyordur. En kötü bir kulak aşinalığı vardır.  Hala bir çok muhabbette adı geçen, takoz deyince(aslında ondan daha kabaları bulunmasına rağmen) akla ilk gelen teknolojik alet 3310.nokia-3310_Peki 3310 neden bu kadar meşhur oldu hiç düşündünüz mü? Antensiz yapısı, toparlanmış kasası, çok basit kullanımı, dönemin tüm özellikleri, yılan oyunu vs. gibi bir çok sebep saymamız mümkün. Bu sebeplerden her birisi, aslında ayrı ayrı kendi içlerinde büyük sebepler. Örneğin yılan oyunu (ki 5110’la başlayan bir süreç olup Nokia’yı Nokia yapan ana sebeplerden birisidir) başka hiçbir modelde 3310’da olduğu kadar çok oynanmamıştır. Kullanımı o kadar basitti ki arama yapmayı da sonlandırmayı da aynı tuş sayesinde yapabiliyorduk. Antensiz olması o dönem için büyük avantajdı; cebinizin veya çantınızın herhangi bir yerine anteninizin takılma derdi olmuyordu..

Nokia 3310 hegomanyasının o dönem tek düze kalmadığını da belirtmekte fayda var. Bir çoğumuz onları da aslında 3310 zannetmiştir ama aslen 3315 ve 3330 olanlar da vardı. Örneğin aşağıdaki görselde olan model 3315’di, 3330 ise 3310’la tamamen aynı tasarımda olan, yazılımsal bir kaç ekstrası olan modeldi.nokia-3315Nokia 3310’la karşılaşmak mümkün fakat biraz dertli. 3310’a sahip olmak istediğinizde iyi araştırma yapmış olmanız şart. Zira 10 yaşının üstü 3310’lar bile hala piyasada dönmekte. O yüzden bulduğunuz telefonları bir çoğu aslında ölü ve bir çok estetiğe maruz kalmış telefonlar! Gerçekten temizini arıyorsanız mutlaka yaşı ilerlemiş bir tanıdığınıza başvurun; kendisinde olmasa bile yaşıtı çevresinde mutlaka vardır! Senelerdir o telefonundan ayrılmamış olan kişinin kalbine girip, telefona sahip olmak ise tamamen sizin maharetlerinize kalıyor.nokia3310_01Nokia 3310, 2000 yılında ilk çıktığında lacivert olarak piyasaya sürülmüştü fakat daha sonra ürün arz-talep ilişkisi sebebiyle neredeyse tüm renklerde karşımıza çıktı. O yüzden makalemizde kullandığımız farklı renklerin hiç birinin size yabancı hissini vereceğini düşünmüyoruz. Kendinizde olmasa bile mutlaka çevrenizde bir yakınınızda denk gelmişsinizdir. Üstteki görselde anlatmaya çalıştığımız hem buyken hem de kısa mesaj tutkunlarının o zaman çektiği zorluklardı. :) Zira sert ve sağlam tuş yapısından ötürü kısa mesaj bağımlısı kullanıcılar çıt-çıt sesleriyle bütünleşmiş olarak yaşamaya çalışıyordu ki bunun bir çok evde aile içi  kavgalara kadar ilerlediğini biliyoruz. :)

Gelelim birazda Nokia 3310’un teknik özelliklerine. Gerçi ne kadar gelebilir orası tartışılır, olanlardan çok olmayanları söyleyerek anlatmak daha mantıklı gibi! Arama yapmak ve kısa mesaj gönderebilmek gibi ana özelliklerin zaten varolduğuna hiç girmiyoruz bile. :) 5 satır gibi o zamana göre gayet geniş bir monokrom yani siyah-beyaz, renksiz bir ekrana sahip 3310’un ağırlığı 133 gramdı. Her biri 8’er olmak üzere 24 kişilik arama kaydı listesi vard. Buna rağmen rehber için bir hafızaya sahip değildi. Yaklaşık 50 mesaj saklayabilen telefona monofonik zil sesi yüklemeniz de mümkündü. Şarjı çok uzun süreler giden telefonun bataryası da o dönemin şartları gereği oldukça büyüktü.nokia3310_02Mobil dünyanın bize göre en büyük efsanesi olan NOKIA 3310 için bu makaleyi devam ettirsek, bir kaç günümüzü alır heralde. O yüzden şimdilik efsanemizi konuşmaya ara veriyoruz. İlerleyen dönemlerde muhtemelen tekrar kendisiyle alakalı ufak tefek makalelerle burada oluruz.kameralı nokia 3310Son olarak yakın zamanlarda internet geyiklerine sıkça konu olmasından aklımıza gelen bir çalışmayı sizlerle paylaşmak istiyoruz. Efsane telefonumuzun en donanımlı hali; kameralı 3310!.. Evet, sanal alemde bu isimle anılıyor olsa da donanımsal özellikleri sadece kameradan ibaret değil; bluetoothu, müzik çaları ve hafıza kartı da mevcut… :)

Author: Tayfun Sağır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir